PAÜ Hastanelerinden Önemli Uyarı: Otizm Farkındalığı Anlayış ve Kabulle Başlar
PAÜ Hastanelerinden Önemli Uyarı: Otizm Farkındalığı Anlayış ve Kabulle Başlar
Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastaneleri Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Başay, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’nde erken tanı ve desteğin önemine dikkat çekerek açıklama yaptı.
PAÜ Hastaneleri Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ömer Başay yaptığı açıklamada şunları ifade etti: “Otizm spektrum bozukluğu, çocukların sosyal iletişim, etkileşim ve davranış biçimlerinde farklılıklarla kendini gösteren nörogelişimsel bir durumdur. Her çocukta aynı şekilde ortaya çıkmadığı için “spektrum” olarak adlandırılır; bazı çocuklarda belirtiler daha erken ve belirgin olurken, bazılarında daha hafif veya farklı şekillerde kendini gösterebilir. Bu nedenle otizme tek tip bir tablo gibi değil, her çocuğun kendi gelişim özelliklerini dikkate alarak yaklaşmak gerekir. Erken dönemde dikkat çeken bazı işaretler arasında göz temasının sınırlı olması, ismine yanıt vermemesi, karşılıklı iletişim kurmakta zorlanması, konuşma gelişiminde gecikme ve işaret etme veya ortak dikkat becerilerinde yetersizlik sayılabilir. Bazı çocuklarda ise el sallama, kendi etrafında dönme, nesneleri sıraya koyma ya da rutin değişikliklerine aşırı tepki verme gibi yineleyici davranışlar görülebilir. Elbette tek bir belirtiyle tanı konmaz; ancak aileler, çocuklarının gelişiminde alışılmışın dışında bir durum fark ettiklerinde beklemek yerine çocuk ve ergen psikiyatrisi uzmanına başvurmalıdır. Erken tanı ve destek, otizmde çok büyük önem taşır. Çocuğun ihtiyaçları ne kadar erken anlaşılırsa, uygun destekler de o kadar erken başlanabilir. Bu, iletişimden sosyal gelişime, günlük yaşam becerilerinden öğrenmeye kadar birçok alanda önemli katkı sağlar. Aynı zamanda ailelerin çocuklarını daha iyi anlamalarına ve süreci daha sağlıklı yürütmelerine yardımcı olur. Bu yüzden “zamanla geçer” diye beklemek yerine gelişimsel belirtileri ciddiye almak gerekir.”
Doç. Dr. Ömer Başay: “Erken belirtileri görmek ve ciddiye almak, çocukların gelişimi için kritik öneme sahip.”
Otizmli bireylerin yaşamını zorlaştıran en önemli etkenlerden birinin çoğu zaman otizmin kendisi değil, toplumdaki bilgi eksikliği ve önyargıların olduğuna değinen Doç. Dr. Başay sözlerine şöyle devam etti: “Farklı iletişim biçimlerinin yanlış anlaşılması, duyusal hassasiyetlerin dikkate alınmaması ve sosyal yaşamın yeterince kapsayıcı olmaması hem bireyleri hem de ailelerini zorlayabilir. Oysa uygun destek, anlayışlı bir çevre ve erişilebilir yaşam alanları olduğunda otizmli bireyler toplumun çok daha aktif ve üretken üyeleri olabilir. Bu yüzden 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü’nü sadece farkındalık açısından değil, kabul ve kapsayıcılık açısından da değerlendirmek gerekir. Otizmli bireylerin ve ailelerinin en çok ihtiyaç duyduğu şey acıma değil anlayış, dışlama değil kabul, engel çıkaran tutumlar değil destekleyici bir yaklaşımdır. Farklılıkları eksiklik olarak görmek yerine, insan çeşitliliğinin doğal bir parçası olarak gördüğümüzde çok daha güçlü ve insani bir toplum olabiliriz.”
---
0 Yorum