SİLİVRİ, ADALET ÇAĞRIMIZI ÇIĞLIĞA ÇEVİRİYOR

SİLİVRİ, ADALET ÇAĞRIMIZI ÇIĞLIĞA ÇEVİRİYOR

CHP Denizli Milletvekili Kazım Arslan, Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan Cumhuriyet ve Sözcü yazarlarını, yöneticilerini ve çalışanlarını ziyaret etti.

CHP Denizli Milletvekili Kazım Arslan, Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan Cumhuriyet ve Sözcü yazarlarını, yöneticilerini ve çalışanlarını ziyaret ederek Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun 10 maddelik "adalet çağrısı"nı dışarıdan içeriye taşıdı.

CHP Milletvekili Kazım Arslan şunu ifade etti:

"Adalet Yürüyüşümüz ve 10 maddelik Adalet Çağrımız, ömrünü darbelerle ve terörle mücadeleye adamış, muhalif kimlikleri nedeniyle adaletten yoksun bırakılmış gazetecilerde olumlu karşılık buluyor, darbeyle ve terörle asla yan yana gelemeyecek muhalif gazetecilerin adalet çığlığı Silivri zindanını aşıyor. Biz, nasıl ki Ergenekon, Balyoz, Casusluk, OdaTv kumpas davalarında FETÖ-AKP işbirliğine karşı hak-hukuk-adaleti, adil yargılanmayı savunduysak, bugün de "adalet" diyoruz. Adalet kutup yıldızıdır, yerinde durur, her şey onun etrafında döner. Adaleti dümen sanıp her yeni rotaya göre o dümeni kıranlar da gün gelecek bu mahkemelerde adil yargılanmayı bekleyecek...

 

15 Temmuz’un yıldönümünde gelinen noktada gerçek hain darbecilerle yeterince uğraşılmıyor. Geçmişten beri FETÖ ile mücadele etmiş olan gazetecileri bugün sözde "terörist" sayan muktedirler Sözcü ve Cumhuriyet yazarlarının adalet çığlığına kulak vermelidir. FETÖ ile yıllarca işbirliği yapan, onu besleyen, büyüten, ne istedilerse veren iktidar nasıl ki Ergenekon, Balyoz, Kumpas davalarında tutukluluk süresini hükümlülüğe ve peşin cezaya dönüştürdüyse, bugün de gazeteciler aynı akıbete uğruyor, iktidarın tek başına zulmü altında yaşıyor. Gazeteciler içeride somut delil olmadan, davalar ve mahkeme yolu açılmadan kalemlerinden aylardır yoksun tutuluyorsa Adalet Yürüyüşü sadece bir hak değil, görevdi ve biz bunun için yürüdük."

CHP Denizli Milletvekili Kazım Arslan, Silivri izlenimlerini ise şöyle paylaştı:

13 Temmuz 2017 tarihinde, Silivri Cezaevi'nde haksız olarak tutuklu bulunan Cumhuriyet yazarları ve yöneticilerinden Ahmet Kadri Gürsel'i, Akın Atalay'ı, Mehmet Murat Sabuncu'yu, Ahmet Şık'ı, Güray Tekin Öz'ü, Turhan Günay'ı, Musa Kart'ı, Önder Çelik'i, Bülent Utku'yu, Hakan Karasinir'i, Mustafa Kemal Güngör'ü, Yusuf Emre İper'i ziyaret ettim.

Ziyaretime ilişkin notlarım şöyledir:

İÇERİDE HAKSIZLIK DİZBOYU

Tutuklu arkadaşlarımızın hepsiyle ayrı ayrı 20-25'er dakikalık sürelerle görüştüm. Haklarında açılan ve 24 Temmuz'da ilk duruşması yapılacak olan dava ile ilgili bilgileri aldım. Yapılan tutuklamaların infaza dönüştüğünü, uzun süreden beri davanın açılmadığını, haksızlığın dizboyu olduğunu, adaletsizliğin ayyuka çıktığını görüştük. "Adalet Yürüyüşümüzün ve 10 maddelik Adalet Çağrımızın sadece dışarıda değil, içeride de karşılık bulduğunu görüyoruz.

TUTUKLANAN GAZETECİLİKTİR

Yargının bağımsız olmadığını, önüne gelen dosyaları yeterince incelemediklerini, delil olmadığı halde tutuklamaların yapıldığını ifade ettiler. Tutuklamalarla yargısız infazın yapıldığını, bu kararlarla gazeteciliğin tutuklandığını bizzat görmüş oldum. Gazetecilerin yaptıkları haber nedeniyle tutuklanmalarının, yargılama yapılmadan uzun süre içeride kalmalarının hem Anayasamıza ve hem de yasalarımıza aykırı olduğunu konuştuk. Birçok tutuklu üçerli odalarda arkadaşlarıyla birlikte kalıyor, ortak holde buluşturuluyor, diğer tutuklu bulunan arkadaşlarıyla görüştürülmüyorlar.

İKTİDAR, ADALETSİZLİKLE DOLDURDUĞU BARDAĞI ÖFKEYLE BOŞALTAMAZ

Tutuklu arkadaşların sağlık durumları iyidir. Şikayet ettikleri konular; haksız tutuklamalar ile geciken adalettir.

AHMET KADRİ GÜRSEL görüşmemizde şu mesajı paylaştı: "Enis Berberoğlu'nun tutuklanması bardağı taşıran son damla olmuştur. Bunun sonucunda, Türkiye demokrasi tarihinin en kalabalık kitle eylemi olan Adalet Mitingi gerçekleştirildi. Yüzbinlerce insanı Maltepe'ye sevk eden enerjiyi Türkiye'deki yaygın adaletsizlik doğurmuştur.  Unutulmasınlar ki, o taşan bardağı dolduran damlaların arasında biz Cumhuriyet gazetesi tutukluları da varız. İktidara düşen görev, sokağa dökülen adaletsizlik öfkesini büyütmek yerine, adaletsizlikle doldurduğu bardağı boşaltmak, yani halkın acil adalet talebini karşılamaktır.

MUSA KART ise mesajında şunları ifade etti: "Bir hukuk devletinde insanlar yargılanmadan cezalandırılamazlar. Ama bizde tam tersi oldu. Dokuz aydan beri sürdürülen tutukluluk hali peşin cezaya dönüşmüştür. Evet bu ağır bir mağduriyettir ancak ülkemizde daha büyük mağduriyetler yaşanıyor. Genç yaşta teröre kurban edilmiş genç bir babanın mezarı başında 'Anne burası cennet mi? Babam niye cevap vermiyor?' diyen 4 yaşındaki kız çocuğun mağduriyeti için ne diyeceğiz? Bunları nasıl gidereceğiz? Ama bütün bu mağduriyetler yaşanmasın diye duygu ve düşüncelerimizi paylaşmaya devam edeceğiz. Bunu yaparken yine mizaha ve yine karikatüre yaslanacağız"

MEHMET MURAT SABUNCU şöyle konuştu:

"Başımız dik, şimdiye kadar hiç eğilmedik. Hiçbir suçumuz yok, haksız yere tutuklandık. Biz gazeteciyiz, ayın 24'deki duruşmada gazeteciliği savunacağız"

YUSUF EMRE İPER, mesajında "Bizdeki adalet duygusuyla bir yere gelenler, adaleti çiğneyerek bizi susturmaya ve yok etmeye çalışıyorlar" demiştir.                           

SÖZCÜ Muhabiri BEKİR GÖKMEN ULU'yu ziyaretimde süreçle ilgili değerlendirmeler yaptık. Tutuklanma nedeninin tamamen habercilik ve gazetecik olduğunu, halkın haber alma hakkını sağladığı için haksız olarak tutuklandığını ifade etmiş, henüz davası bile açılmamıştır. Gökmen ULU, görüşmemizde "Bu tutuklamalar basın özgürlüğünü yok eden, muhalifleri susturmaya yönelik uygulamalardır. Biz meslek hayatımız boyunca FETO'nun ne kadar tehlikeli bir örgüt olduğunu, devleti ele geçirmek için çalıştıklarını hep söyledik. Anlamayanlar yüzünden 15 Temmuz darbe girişimi oldu. Ne yazık ki bedeli de çok ağır oldu, 249 yurttaşımızın şehit olmasına, 2500'e yakın yurttaşımızın da yaralanmasına sebebiyet vermiştir. Hepimiz o gece demokrasimizi yaşatmak için tek yürek olduk. FETÖ'nün belini hep birlikte kırdık ama şimdi de yeniden demokrasimizi kurtarmak ve yaşatmak için çalışıyoruz. Bizler bunun bedelini ödüyoruz" demiştir.        

Ayrı bir davadan haksız olarak tutuklu bulunan Gökçe Fırat ÇULHAOĞLU'nu ziyaretimde dava süreciyle ilgili kendisinden bilgi aldım. Ziyaret ettiğim tüm tutuklu arkadaşlarıma tekrar  geçmiş olsun... En kısa zamanda adaletin tecelli etmesini ve haksız tutuklamalara son verilmesini istiyorum.

Adaletin olmadığı yerde haksızlıklar artar, devlet çöker. Saygılarımla.